Açılış səhifəsi et | Seçilmişlərə əlavə et | Axtarış | Haqqımızda   
Ermənilər Sameqrelo avtonomiyasından danışırlar EKSKLUZİV
Gürcüstan Azərbaycanlıları Konqresinin sədri Əli Babayev ilə müsahibə EKSKLUZİV
Yeniyetmə istedadların milli musiqi sevgisi EKSKLUZİV
Bizdə əhali ancaq seçkilərdə yada düşür EKSKLUZİV

adınız@borchali.net e-mail və msn


Digər bölgələr

Google
Borchali.Net
WWW

Bannerlərimiz

 

Ana səhifə » Qonaq dəftəri

Müzakirə xarakterli ismarıclarızı Foruma yaza bilərsiniz.

Adınız, Soyadınız *
Elektron poctunuz
Web səhifəniz
ICQ nomrəniz



Sayta dəstək olmaq üçün zəhmət olmasa bu keçidlərdən birinə daxil olun.

<<< geri | 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 | irəli >>>

 Dr Önder Aksu   

08.09.2010 13:46

Bütün borçalının bayramı kutlu olsun .Tanrı Türk ulusunu güzel ve mutlu günlere ulaştırsın.

 CHINGIZ_BORCALI  

08.09.2010 00:02

N sayli herbi hisseden hamiya salamlar.....!!!

 mehemmed  

07.09.2010 23:29

eeeeeyyyy! gel gorum bura, reklamlar oldu Borcalida

 KAFKAS KARTALI  

07.09.2010 19:13

HOCALI KATLİAMI
Hocalı soykırımına gelinen süreci tarihî bağlamda ve Karabağ sorunu açısından ele almak gerekmektedir. Tarih boyunca çeşitli devletlerin hüküm sürdüğü Azerbaycan 19. yüzyılın ikinci yarısında Kuzey ve Güney olarak ikiye ayrılmıştır. 1828 yılında İran ile Rusya arasında imzalanan Türkmençay Antlaşması ile Karabağ da dâhil olmak üzere Azerbaycan’ın kuzeyi Rusya’ya bırakılmış, Güney Azerbaycan ise İran’ın egemenliği altına girmiştir. Söz konusu tarihte Karabağ bölgesinin demografik yapısında Türkler büyük bir çoğunluğu oluşturmaktayken (yaklaşık olarak % 95), Kuzey Azerbaycan’ın Rusya’nın denetimine geçmesiyle birlikte bölgeye sistematik bir Ermeni göçü başlamış ve dünyanın birçok bölgesinden gelen Ermeniler Karabağ’a yerleştirilmiştir. Sovyetler döneminde Stalin’in 1923 yılında Karabağ’ın yukarı kesimlerine yerleştirdiği Ermenilerle bölgenin demografik yapısı değiştirilmeye çalışılmıştır. Bu tarihten sonra Rus ve Ermeniler Karabağ’ın yukarı kısmını “Dağlık Karabağ” şeklinde telaffuz etmeye başlamıştır. Karabağ’ın tamamında nüfus olarak Azerbaycan Türkleri ağır basarken Dağlık Karabağ olarak adlandırılan bölge dışarıdan gelen göçlerle birlikte Ermenilerin yoğun olarak yaşadığı bir yer haline getirilmiştir. Bazı akademisyen ve yazarlar bu gerçeği bilinçli bir şekilde göz ardı ederek Karabağ sorununda Ermenistan’ı haklı çıkarma gayreti içerisine girmişlerdir.

1988’de Karabağ’ın yukarısındaki Ermeni nüfusun yoğunluğunu ileri sürerek Karabağ üzerinde hak iddia eden ve faaliyete geçen Ermeniler, Sovyetlerin de bu konuda kendilerini desteklemesiyle birlikte Karabağ’a yönelik eylemlerini arttırmıştır. Sovyetlerden alınan askeri ve psikolojik destek, Ocak 1990’da Bakü ve Karabağ’da kendini açık bir şekilde göstermiş ve 20 Ocak’ta Bakü’de yaşanan katliamla, bu konuda sabıkalı Ermenistan’ın katliamlarla dolu tarihine bir kara leke daha eklenmiştir. Sovyetlerin dağılma sürecine girdiği 1991 yılında Ermeniler Karabağ bölgesindeki baskılarını arttırmış ve 3 Eylül 1991’de sözde Dağlık Karabağ Özerk Cumhuriyeti ilan edilmiştir. Karabağ’ın merkez şehri Hankendi’nin 1992 Ocak ayında işgal edilmesinden sonra, stratejik bakımdan çok önemli bir yerde bulunan 7 bin nüfuslu Hocalı kenti 26 Şubat’ta Ermeniler tarafından işgal edilerek, şehir halkı soykırıma maruz bırakılmıştır. Hocalı soykırımına gelinen süreç bu şekilde gelişmiştir.

Azerbaycan’ın Karabağ bölgesinin Hocalı ilçesinde 1992 yılının 25 Şubat’ını 26 Şubat’a bağlayan gecede yaşanan soykırım dünya ve insanlık tarihine kara bir leke olarak düşmüştür. Tarihi soykırım ve katliamlarla dolu olan ve bu konuda oldukça deneyimli (!) olan Ermenilerin,  bölgede konuşlanmış olan Rus 366. Motorize Alayının da desteğini alarak planlı ve sistemli bir şekilde gerçekleştirmiş olduğu soykırımda resmi rakamlara göre 83’ü çocuk, 106’sı kadın olmak üzere 613 kişi hayatını kaybetmiştir.

Vahşet dolu görüntülerin ortaya çıktığı Hocalı’da insanlar rakamların da gösterdiği gibi yaş ve cinsiyet ayrımı yapılmaksızın imha edilmiş ve soykırım “Türk” kimliği hedef alınarak gerçekleştirilmiştir. Kulakları kesilen, kafaları koparılan çocuklardan karnı deşilen hamile kadınlara, kafa derileri yüzülen erkeklerden öldürüldükten sonra yakılanlara kadar hemen herkes bu insanlık dışı olaylardan nasibini almıştır. Soykırıma uğrayan 613 kişiye yaralıları, rehin alınanları ve Karabağ’da yerlerinden edilen yüz binlerce kişiye de eklersek yaşanan vahşetin boyutları çok uç noktalara varmaktadır. Hocalı’da katliam bölgesini gezen Fransız gazeteci Jean-Yves Junet’in “Pek çok savaş hikâyesi dinledim. Nazilerin zulmünü işittim, ama Hocalı’daki gibi bir vahşete umarım kimse tanık olmaz.”  şeklindeki değerlendirmesi de bu durumun en büyük göstergesidir.

Sovyetlerin dağılma sürecinde Ermenistan tek başına böyle bir saldırıyı gerçekleştirebilecek nitelikte güçlü bir orduya sahip bulunmamaktaydı. Ermenistan’ın bu askeri başarılarının(!) arkasında Arman Cilavyan’a göre Sovyet döneminden kalan askeri malzemeler ve Rusya Federasyonu’nun Ermenistan’ı el altından desteklemesi yatmaktadır.  Bu noktaya gelinmesinde, gerek Azerbaycan’ın bağımsızlığını kazandıktan sonra devletleşmesini tamamlayamamış olması ve yeterli bir orduya sahip olamaması, gerekse Rusya Federasyonu’na bağımlı dış politika belirleyici olmuştur. Tüm çabalarına rağmen Muttalibov’un Rusya ile aynı kulvarda yürüme politikası, Rus ordusunun 366. Alayının 26 Şubat 1992’de Hocalı katliamında aktif rol almasıyla çökmüştür.  

İç siyasal istikrarsızlıklar da işin içine girince, Hocalı’ya giden süreçte Ermeniler hedeflerine ulaşmak bakımından önemli mesafeler kat etmiştir. Muttalibov’un, Ermenistan’ın Azerbaycan topraklarını işgali karşısında dahi Rusya yanlısı politika izlemesi ve çözümü Rusya’da görmesi Hocalı soykırımını kaçınılmaz kılmıştır.

Hocalı soykırımı sonrasında Azerbaycan’da Rus Ordusunun öncelikli olarak eski Dağlık Karabağ Özerk Bölgesi(DKÖB) coğrafyasından çıkmasına yönelik talepler artmış ve Rus askeri birlikleri Ermenistan’a yerleşme gerekçesi ile bölgedeki üslerin boşaltarak Laçin koridoru aracılığı ile bölgeden çıkarken Ermenilerle birlikte 9 Mayıs 1992’de Şuşa’nın ve 17 Mayıs 1992’de Laçin’in işgali operasyonlarına katılmıştır.  Özellikle Ebulfez Elçibey’in 7 Haziran’daki devlet başkanlığı seçimlerini kazanmasının ardından izlediği dış politika Rusya’nın Azerbaycan üzerindeki nüfuzunu kırma noktasında etkili olmuştur. AHC lideri Elçibey’in Rusya ve İran’a karşı takındığı tavır, bu iki ülkenin Ermenistan’a destek vermesinde etkili olmuştur. Özellikle Rusya, Ermenistan’ı Azerbaycan’a karşı baskı unsuru olarak kullanmış, İran da Ermenistan’ı el altından desteklemiştir. Ancak bu dönemde Hocalı soykırımının da dâhil olduğu Karabağ konusunda ikili ilişkiler düzeyinde bir sonuç alınamamıştır. Dönemin Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Süleyman Demirel, Bakü karşıtı bir politika izlediği gibi Elçibey’in yardım taleplerini de reddetmiştir. Azerbaycan, 1993 tarihinden sonra gerek AGİT gerekse Türkiye’nin kurulmasına öncülük ettiği Minsk Grubu bağlamında, sorunu uluslararası düzeye taşımaya çalışmıştır.

Hocalı soykırımını uluslararası açıdan ele aldığımızda ise, karşımıza olayın niteliği hakkında tartışmalar çıkmaktadır. Dünya tarihinde her milletin soykırıma uğradığından yola çıkarak olayı sıradanlaştırmaya çalışan çevreler “soykırım” kavramı yerine daha yumuşak ve ılımlı bir kavram olan “katliam” kelimesini kullanmayı yeğlemektedirler. Hocalı’da yaşananların soykırım niteliği taşıyıp taşımadığı ise sorunun boyutunu daha farklı noktalara taşıması bakımından son derece önemlidir.

Uluslararası hukuk açısından incelediğimizde bu tartışmalara açıklık getirecek en önemli uluslararası belge, 9 Aralık 1948’de imzalanan “Soykırım Suçunun Önlenmesine ve Cezalandırılmasına Dair Sözleşme”dir.

Sözleşmenin 2. maddesi yoruma ve yanlış anlamaya yer bırakmayacak ölçüde açık ve nettir:
“ Bu sözleşme bakımından, ulusal, etnik, ırksal veya dinsel bir grubu, kısmen veya tamamen ortadan kaldırmak amacıyla işlenen aşağıdaki aşağıdaki fiillerden herhangi biri soykırım suçunu oluşturur.

 a) Gruba mensup olanların öldürülmesi;

 b)Grubun mensuplarına ciddi surette bedensel veya zihinsel zarar verilmesi;

c)Grubun bütünüyle veya kısmen, fiziksel varlığını ortadan kaldıracağı hesaplanarak yaşam şartlarını kasten değiştirmek;

d)Grup içinde doğumları engellemek amacıyla tedbirler almak;

 e) Gruba mensup çocukları zorla başka bir gruba nakletmek.”

Görüldüğü gibi sayılan fiillerden yalnız birinin işlenmesi durumunda dahi olay “soykırım” suçu kapsamına girmektedir. 2. maddenin a) ve b) bendindeki koşullar Hocalı’da yaşananların soykırım olduğunu göstermektedir. Soykırım Türk etnik varlığı hedef alınarak gerçekleştirilmiş, Türk etnik varlığı ortadan kaldırılmaya çalışılmıştır. Azerbaycan Türkleri, bir insanın aklına gelemeyecek yöntemlerle barbarca öldürülmüş ve çoğu kişiye bedensel ve zihinsel anlamda zarar verilmiştir. 366 sayılı alayda yer alan 4 Özbek, 6 Kazak, 3 Kırgız ve 4 Tatar kökenli askerin de aynı dönemde alayda görevli Ermeni gruplarca öldürülmesi, genel hedefin Türk etnik varlığı olduğunu göstermektedir.   Ayrıca Hocalı soykırımı, uluslararası hukukta saygın bir yere sahip “ Nürnberg Mahkemesi Kuruluş Senedinde ve Mahkeme Kararında Tanınan(kabul edilen) Uluslar arası Hukuk İlkeleri” metninin 6. ilkesinin ii) bendinin de c.fıkrasında tanımlanmış insanlığa karşı işlenen suçlar kapsamında da ele alınmalıdır.  Tüm bu belgeler Hocalı’daki vahşetin soykırım kavramı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.

Ayrıca olayın insan hakları açısından değerlendirilmesi gereken bir başka boyutu vardır. Bölgede ilk incelemeleri yapan Memorial isimli Moskova merkezli insan hakları örgütünün tespitlerine göre “bu katliam ile insan haklarına ilişkin temel sözleşmelerin tamamı ihlal edilmiş ve insanlık suçu işlenmiştir. Human Rights Watch da olayı insanlık dramı olarak nitelendirmiştir.

Uluslar arası kamuoyu olayı halen bir katliam veya dram/trajedi olarak yansıtmaya çalışmaktadır. Olayın soykırım olduğuna yönelik birçok görüntü kaydı, fotoğraf, görgü tanığı bulunmasına rağmen Ermenistan’a ve soykırımın emrini bizzat veren Robert Koçaryan’a karşı herhangi bir yaptırım uygulanmamaktadır. Rusya’nın 366. Motorize Piyade Alayı’nın da işin içinde olduğu kanıtlanmıştır. Rusya bunu inkâr etmektedir ancak alaydan firar eden üç Rus askeri 3 Mart 1992’de düzenledikleri baskın toplantısında, “Hıristiyan Ermeniler yanında Müslüman Azerbaycanlılara karşı savaşmalarının istendiğini”  itiraf etmiştir.

Soykırımın yaşandığı tarihte bölgeye gelen yetkililer, yabancı gazeteciler ve araştırmacılar da olayı dünya basınına yansıtmışlar ve soykırım sonrası ortaya çıkan dehşet verici manzarayı bizzat kendi gözleriyle görmüşlerdir. Örneğin Dağlık Karabağ’ın Azerbaycanlı valisi Assad Faradzhev: “Kadınlar ve çocukların kafa derileri yüzülmüştü. Cesetleri seçmeye başladığımızda bize ateş etmeye başladılar.”   demiştir. Yine Ağdam’daki Milis şefi Rashid Mamedov: “ Cesetler koyun sürüsü gibi uzanıyorlardı orada. Naziler bile hiç bunun gibi yapmadılar.” diyerek düşüncelerini dile getirmiştir. Bir Reuters fotoğrafçısı olan Frederique Lengaigne ise yine Ağdam’da cesetlerin iki tıra doldurulmakta olduğunu görmüştür. Bölgeye helikopterle giden Azerbaycan yetkilileri ve gazeteciler kafalarının arkası uçurulmuş üç çocuğu helikopter aracılığıyla geri getirmişler ve bazı cesetleri seçerken yine Ermeniler ateş ederek onları engellemeye çalışmıştır. Bu örnekleri uzatabiliriz ve bu konuda oldukça fazla görgü tanığı bulunmaktadır. Yine kameraya alınan görüntüler ve çekilen fotoğraflar soykırımın en önemli kanıtları arasında yer almaktadır. Bu ibret verici görüntüler olayı katliam ya da trajedi olarak görme çabası içerisinde olanları yeniden düşünmeye davet edecek yöndedir.

Ayrıca olayın insan hakları açısından değerlendirilmesi gereken bir başka boyutu vardır. Bölgede ilk incelemeleri yapan Memorial isimli Moskova merkezli insan hakları örgütünün tespitlerine göre “bu katliam ile insan haklarına ilişkin temel sözleşmelerin tamamı ihlal edilmiş ve insanlık suçu işlenmiştir. Human Rights Watch da olayı insanlık dramı olarak nitelendirmiştir.

Ortada bulunan tüm kanıtlara rağmen uluslararası kamuoyu olayı görmezlikten gelmektedir. İnsan hakları örgütleri, sivil toplum örgütleri ve demokratik oldukları söylenen birçok ülke olayı soykırım olarak değerlendirmemekte ve suçluların cezalandırılmasına yönelik herhangi bir girişimde bulunmamaktadır. Olay uluslararası hukuka göre suç teşkil etmektedir ve her iki ülke de Birleşmiş Milletlere üye olmakla beraber “Soykırım Suçunun Önlenmesine ve Cezalandırılmasına Dair Sözleşme”yi imzalamıştır ve her iki üyeyi de bağlamaktadır.

İlgili sözleşmenin 4. maddesi soykırım suçunu işleyenlerin, anayasaya göre yetkili yöneticiler veya kamu görevlileri veya özel kişiler de olsa cezalandırılmasını öngörmektedir. Buna ek olarak 6. Madde, soykırım suçunu işleyenlerin suçun işlendiği ülkedeki devletin yetkili bir mahkemesi veya yargılama yetkisini kabul etmiş olan sözleşmeci devletler bakımından yargılama yetkisine sahip bulunan Uluslararası bir ceza mahkemesi tarafından yargılanmasını gerektiğini belirtmektedir.

Bu konuda karşımıza çıkan en önemli örnek 11 Temmuz 1995’te gerçekleştirilen Srebrenitsa Soykrımı’dır. Birleşmiş Milletlere bağlı Uluslararası Adalet Divanı, Bosna-Hersek’in Srebrenitsa kasabasındaki olayın soykırım olduğuna karar vermiştir. Hocalı Soykırımı da Srebrenitsa Soykırımı ile benzeşmektedir. Böyle bir kararın alınması yönünde girişimlerde bulunulması ve olayın tarafsız bir biçimde incelenerek ‘soykırım’ olduğuna yönelik UAD’den bir karar çıkartılması halinde adalet yerini bulmuş olacaktır.

Sonuç  
1992 Şubat’ında insan aklının hayal edemeyeceği yöntemlerle imha edilmeye çalışılan Azerbaycan Türkleri, olayın üzerinden 16 sene geçmesine rağmen bu vahşetin acılarını hala unutabilmiş değildir. Yerlerinden edilen yaklaşık 1 milyon Azeri Türkü, öksüz ve yetim bırakılan çocuklar ve sakat kalan insanlar ortada tam anlamıyla bir insan hakları ihlali olduğunu göstermeye fazlasıyla yetmektedir. Ekranlarda sıkça rastladığımız insan hakları savunucularının ve sözde demokratların olaydan bir kelime bile söz etmemesi son derece düşündürücüdür. İnsan hakları ihlal edilenler ve mağdur olanlar Türkler olduğunda olaylar görmezlikten gelinmekte ve sıradanlaştırılmaya çalışılmaktadır. Hocalı Soykırımı’nın hukuki mücadelesinin yanında sivil toplum örgütlerinin ve bireylerin de bu olaya duyarlılık göstermesi ve bunu uluslararası topluma anlatması gerekmektedir. Türk Dünyası’nın tüm devlet yetkilileri bu konuda fikir birliğine vararak sorunun çözümü için işbirliği yapmalı, dünyanın hemen her ülkesinde yer alan Türk lobileri Hocalı Soykırımı’nı anma törenleri ve yürüyüşler düzenlemelidir. Gerek Birleşmiş Milletler gerekse diğer uluslararası örgütler nezdinde girişimlerde bulunularak Hocalı Soykırımı’nı tanıyan yasaların ilgili devletlerin meclislerinden geçirilmesine çalışılmalıdır. Bu konuda özellikle Azerbaycan ve Türkiye’nin ve diğer Türk devletlerinin öncülük ederek bu utanç verici soykırımı kabul ettirmeleri ve yetkililerin cezalandırılmasını sağlamaları, kendilerinin soykırımcı bir millet olarak suçlandığı bir zaman diliminde tüm asılsız hezeyanları ortadan kaldırmaya yetecektir.

kAYNAK:Emre ŞENBABAOĞLU  
Hocalı Katliamı - Sözün Bittiği Yer

 karapapak  

07.09.2010 18:18

degışen dunya duzenınde.borcalı er yada gec bagızmsız olmak zorundadır .tabı bu ordakı halkın bilinçlenip bu sekılde hareket etmesıyle olabılır gürcünün istegıne boyun eymeden osetya gıbı abhazya gıbı kendı güçlerini ortaya koymalıdır karapapak türkleri bagımsızlık için oz devleti öz milleti için mucadele etmelıdır etmelıyız..

 Dr Önder Aksu   

07.09.2010 11:38

Borçalının bağımsız ve özgür olmasını isteyenler mesaj geçsinler Sayın admin sizde bu konuda bir anket düzenleyin bakalım borçalının talebi nedir.

 MEHRALI  

06.09.2010 18:59

AZAT BAGIMSIZ BORÇALI

 ORXAN   BAYRAMOV  555

06.09.2010 15:18

SALAM BORCALI . MEN DARVAZDANAM . 15YAWIM VAR . BORCALIDA TEK REPER MENEM . EGER REPERLERDE VARSA HAMISINA SALAMALAR

 ARZU  

04.09.2010 10:26

SALAM.baxiram artiq fikirleri silmirsiniz ancaq yazilari oxumusunuz ve basliqdaki sehvi duzeltmisiniz.

 Yunis (SARACLI)   skarpion_14kv  http://borchali.net 

04.09.2010 01:28

Salam menim ezizlerim Yunis SARACLI..............................
(((SSSAAARRRAAACCCLLLIII))).

 Orxan Baxcaliyev   orxan222@hotmail.ru  http://qarachop 

03.09.2010 22:56

qaracop muganli kandi baxchalilardan

 Dr Önder Aksu   

03.09.2010 16:54

Dünyadaki Bütün Karapapaklar birleşiniz. Bir olalım iri olalım diri olalım.

 Dr Önder Aksu   

03.09.2010 16:47

Gürcistan KARAPAPAK Türkleri Yanlız ve yanlız Özgür bir borçalı düşünmelidirler.Dünyadaki bir çok etnik toplumlar demokratik özgürlük kavgası içindedirler.Karapapaklar ancak demokratik haklarını tanıyan bir devlete bağlı kalabilirler. Bu fikir tartışmasız uygulanacaktır. Özgürlük kutsaldır. Ancak mücadele gerektirir. Özgürlük bağış değildir.

 e.aslan  

03.09.2010 14:18

Aya sizi verene şükür. Kars’tan hepinize salam olsun.

 ARZU  

03.09.2010 14:06

salam.siz fikir silmekdense basliqda eskluzivler yazmisiniz mence ora bir K HERFI ARTIRSANIZ YERINE DUSER.silmek isinde diqqetli oldugunuz qeder bu islerde de diqqetli olun!!!!!!!!!!!!!!

 esmer  

03.09.2010 13:49

SLM BORCALI ehli.BILMEK OLAR NEYE GORE MENIM FIKIRLERIMI SILMISINIZ???????????? SIZIN CESARET EDIB CAVAB VERE BILMEDIYINIZ SUALI CAVABLANDIRDIGIMA GORE ELEDIMI???????? ELEDIRSE SIZIN UCUN YENI MESGULIYYET TAPMISAM HER GUN SAYTDA FIKIR SILMEKLE MESGUL OLMALI OLACAQSINIZ COX TESSUF EDIREM CUNKI MEN HER GUN YAZACAM VAXTIM OLMASA DA TAPSIRIQ VERECEM MENIM YERIME YAZACAQLAR......SILIN GOREK HARA QEDER SILESSINIZ????????????MENCE SIZ SILMEK SURETINIZI BIR AZ ARTIRSANIZ YAXSI OLAR...

 NATİQ  

03.09.2010 11:23

BİR DAHA SAĞ OL, ƏSMƏR XANIM! GÖRDÜNÜZ DƏ, BU FAXRALILARIN DÜZ SÖZƏ QARŞI DÖZÜMSÜZLÜYÜNÜ. HAQQ SÖYLƏNƏN FİKİRLƏRİ QINAQ DƏFTƏRİNDƏN O SAAT SİLİRLƏR.

 Bayramov Urfan Namiq oğlu   urfan_bayramov@mail.ru 

02.09.2010 16:45

Bütün Borçalılaara salamlar

 Erkan Çelik  

02.09.2010 03:26

Yabancı gözüyle Asil TÜRKLER:"Belki de yakında himayeye muhtaç olacaksınız.Asla Rus’a yanaşmayın.Haindir sizi yok eder.Fakat kendinizi Osmanlılara emanet edin.Adil ve merhametlidirle.(Boğdan beyi Büyük Stefan’ın ölüm döşeğinde oğullarına vasiyeti.)"Türkler bir ırk ve Millet olmak haysiyetiyle yeryüzünün en şerefli insanlarıdır.(Fransız Şair Lamartine)

 Valkiriya xxx   saftemizoglanhot@mail.ru  5555

01.09.2010 21:52

niye QAFQAZDA en boyuk ve en guclu xalq ola ola torpaqlarimizin isqal altinda olmagina dozuruk BORCALI,YEREVAN,QARABAG,TEBRIZ hamisi bizimdi amma nedense hecne ede bilmirik bilmirem hakimiyyetden qorxuruq ya doyusmekden.Iranda 75 milion ehali var 45 milionu azerbaycanlidi ele ise niye hecne ede bilmirik ?bu yaxinlarda gordunuz MUBARIZ IBRAHIMOV ermenilerin 10 larla esgerini biz niye ede bilmirik ? NIYE men QARABAGLI OLDUGUM UCUN tehqir olunuram meyer o torpaqlar bizim torpagimiz deyil ? niye mene ve menim torpagima yerlilerime prablem kimi baxirlar ? meyer biz turk deyilik ? meyer biz azerbaycanli deyilik ?

 Dr Önder Aksu   

31.08.2010 14:06

ABD ve AB yanlısı işbirlikçi ve stratejik ortaklıklarını ilan edenlerin temel amaçları TC anayasasının ilk 4 maddesini değiştirerek Federal bir yapı oluşturmaktır. Bu yanlışa ortak olmamak için bütün Karapapak Türklerini HAYIR oyu vermeye davet ediyorum. TC bir Türk Ulus devletidir ve hiçbir etnik gurup devletin ortağı değildir.Karapapak Türk Boyu Başşadı

 Anar   

30.08.2010 20:53

salamlar olsun

 esmer  

30.08.2010 16:01

salam borcali ehli.nehayetki saytdan mescid problemini yigisdirdilar,goresen gun hansi terefden cixib,mence qerbden cixib.......... axi bu tebiet qanunlarina zidd prosesdir!!!!!!!!!!!!

 Sabit    Rewo85@mail.ru 

26.08.2010 17:40

Her kese salamlar

 Borçalı balası  

26.08.2010 15:21

Hayıf sənə a sayt. Heç nə başa düşməj olmur. Boş-boş yazılar, it otu,
bağayarpağı. Bir qabağınıza qoyun papağınızı yaxşı-yaxşı fikirləşin.
Saytın dünəni ilə bugününü müqayisə edin. Hanı, harda qaldı vaxtilə
bura yazanlar? İndi niyə yazmırlar? Səbəbi nədir görəsən?

<<< geri | 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 | irəli >>>

Köhnə qonaq dəftəri

Hər həftənin Bazar ertəsi GünAzTv-nin efirində
"BORÇALI SƏSİ"


Saytın wap ünvanı

wap.borchali.net